Canım arkadaşım İrem'in bücürük oğlu Toprak'ın bugün 6. günü... Alper duymasın ben İrem'e benzettim. İremcim kusura bakma biliyorsun biz türk insanları benzetmeden rahat etmeyiz :) Pek güzelsin maşallah Toprak'cım, çenene ve burnuna bayıldım bu arada... En alttakinde gülümsemiş mi ne :)
12 Mayıs 2011 Perşembe
6 Mayıs 2011 Cuma
İrem artık anne!
Canım, kıymetlim İremcim bekledi, sabretti bugün doğum yaptı. Normal doğumla rahatça olmuş. Çok sevindim. Hep dua etmiştim kolaycacık olsun diye. Çok şükür. Toprak da İrem de çok iyi maşallah. Toprakcım minicik, dünya güzeli bir bebek. Kısmeti de güzel olsun. Ailecek İrem-Alper ve Toprak'a çok güzel bir gelecek diliyorum. Çok şeker bir aile oldular...
5 Mayıs 2011 Perşembe
Sen neymişsin be...
Bir dönem bacaklarımda tuhaf bir uyuşma hissetmiştim. Uyuşma da denmez de karıncalanma gibi bi şey. Özellikle gece yattıktan sonra başlar, uyutmazdı beni bi türlü. Hissetmemek için boyna hareket etirirdim. Kalkar soğuk suyun altına tutardım sonra da yatarken duvara kaldırırdım. Kaç kere bacaklar duvara yaslanmış uyuyakaldığımı bilirim. Sonunda annemin de ısrarıyla bir ortopediste gittik. Belli mi olur, belki kireçlenmedir, romatizmadır... Film çekildi, bi şey yok. Rahatladık rahatlamasına bendeki bu huzursuzluk neydi o halde? Doktorla sohbet ettikten sonra hayatımda ilk kez duyduğum bir rahatsızlığın teşhisini koydu: Huzursuz Bacak Sendromu. Komik di mi? Hı? yani ne? dedim doktora... Şuymuş!
Doktorum bana magnezyum ve B6-12 vitaminlerini verdi. Nasıl bir şeyse bıçak gibi kesildi bunlardan sonra. Nasıl rahatladım anlatamam... Artık gece kolayca uykuya dalmak vardı.
O günlerden aklımda kalmış magnezyumun ne kadar gerekli bir mineral olduğu ve vücudumuz için ne kadar mucizevi faydalarının dokunduğu. İnanın bana okuduktan sonra eksik magnezyumla yaşamak istemeyeceksiniz.
İşte Magnezyum:
Mide-bağırsak bölgesinde, idrar yollarında, baldırlarda kramplar, kalp ritminde bozukluklar, boyunda ve omuzlarda kasılmalar veya sinirlilik, ellerde uyuşukluk ve karıncalanma, migren, dikkat azlığı, gürültüye karşı hassasiyet magnezyum eksikliğinin işaretleridir.
Hayati önem taşıyan 11 mineralden birisi olan ve doğal sağlık kaynağı olarak nitelendirilen magnezyum, başta stres olmak üzere çok sayıda hastalığa iyi gelir. Özellikle migrene karşı iyidir ve kalbi korur. Astım ve alerjik nezleyi hafifletir. Ayrıca cildi düzgünleştirir, saçı güzelleştirir, tırnakları kuvvetlendirir. Magnezyumun fazlasının zararı yoktur, çünkü fazlası sorun yaratmadan vücuttan atılır, vücut için gerekli olan magnezyumu almak için kakao, ıspanak, yağlı peynir, dil balığı ve muz gibi gıdalara ağırlık verilmelidir.
Annenin kulağına küpe olan...
...bir sözünü, paylaşıp yarışmaya katılmaya ne dersin?
TIKLA ANNE SÖZÜ
Hangimizin annesiden gelen bomba bi söz yoktur ki? O anda belki gereksiz buluruz ama sonra, biraz daha olgunlaştığımızda anlarız nedenini... Paylaş sen de... oylamaya katılsın, annen sayesinde bir hediye kazan. Hatta istersen sen de ona hediye et. Şimdiden tüm annelerin gününü kutlarım. Hepiniz cansınız...
TIKLA ANNE SÖZÜ
Hangimizin annesiden gelen bomba bi söz yoktur ki? O anda belki gereksiz buluruz ama sonra, biraz daha olgunlaştığımızda anlarız nedenini... Paylaş sen de... oylamaya katılsın, annen sayesinde bir hediye kazan. Hatta istersen sen de ona hediye et. Şimdiden tüm annelerin gününü kutlarım. Hepiniz cansınız...
4 Mayıs 2011 Çarşamba
Cevap veriyorum....
Yaz Aşkı'ndan bana bi mim sorusu geldi. "Blog yazmak nerden geldi aklına" diye... İlk blog yazımda bunu öyle güzel detaylandırıp anlatmışım ki bi daha yazmama gerek kaldı. Bu tavrımdan da anlayacağınız gibi ben biraz üşengecim. Bakın yazılmışı var şeklinde :))Herkes bir sürü arkadaş edindi kendine, ben sadece yazıp kenara çekilenlerden oldum. üç beş yorum yazdığım eşim dostum var... Benim için günlük gibi kaldı. Kendin pişir kendin ye. ama ihtiyacım olan bu demek ki... şimdi geriye dönüp okuduğumda hoşuma gidiyor. Ablakuşum ve siboşum sağolsun, sayelerinde benim de bloğum oldu...
28 Nisan 2011 Perşembe
Sezercik...
Aklı olan dinler. adam gibi sessizce... Ama yok. Napacaksın ki sakalı yok… Ne ipuçları yakalayıp, sinyaller çakıyor, ama anlayana. Deli muamelesi görüyor çoğu zaman. “Her şeyi bilen” o oysa. Bilgeliğin ta kendisi. Her sorunun cevabı var da, ona hiç sormuyoruz ki. Çünkü böyle bir gücün içimizde bir yerde oluşu inanılmaz geliyor. Göz bir yere kadar görüyor, kulak bir frekansın üstünü duyamıyor. Algılarımızın bunlarla sınırlı kaldığını düşünmekle düşüyoruz en büyük gaflete. Üçüncü göz dediğin, altıncı his dediğin hep var da çağırmasını bilene. Özel bir güç de değil üstelik, insanda standart. Ama kontak anahtarını çevirene. Durup bir bakın arada, birinden kıllandığınızda, bir yerde huzursuz olduğunuzda, ara ara karşınıza çıkan işaretlerde hep bize özel mesajlar yanıp sönüyor. Sadece biz görelim diye, kişisel. Gerisi bize kalmış, ya dolduruşlarla geçecek, dolmuşlara binecek şu kısa ömür, ya o en saf yanımıza sığınarak, sezgilerimizle el ele...
“Beşer, sezermiş de bilmezmiş.” Bütün hikaye bu işte...
27 Nisan 2011 Çarşamba
Ayrık otu...
-Var mı öyle bir şey? Başkasından duyacağıma sen söyle...
-Yau nerenden uyduruyorsun böyle şeyleri... Birileri seni dolduruyor ama kim, bi elime geçirirsem, göstericem gününü... Sen de amma safsın bu arada, hemen inanıveriyorsun. Olacak iş mi bu dediğin.
-Tamam canım bu kadar celallenme. Yok desen yeter, yalan söyleyecek değilsin ya...
Di mi???
-Aaaaa... ama yok dedim ya canım. Yok yere kendimi savunur duruma girdim.
-Savunacak bi şeyin yok ben de biliyorum aslında ama bi de senden duyarsam içim tam rahatlayacak...
-Tam rahatlama için görev başındayım. Yıkama yağlama her türlü masaj ve benzeri işler...
-Offfff ciddi ol biraz. Sen de böyle bişi duysan senin de içine bir bit yeniği düşerdi. Di mi?
-Hayır efendim düşmezdi. Ben sana güvenirdim. Böyle paranoyakça sorular sormazdım. Kendimi de böyle küçültmezdim.
-Şimdi sence ben senin karşında küçüldüm mü?
-Yani biraz kendine güvensiz görünüyorsun bu şekilde.
-Nasıl yapsaydım? Facebook’tan araştırma yapıp, cep telefonunu karıştırıp arkandan iş mi çevirseydim?
-Güzelim rahat ol, o duydukların doğru olsaydı çoktaaaan...
-Çoktaaaaa ne?
-Hala burdayım di mi?
-Sevinmeli miyim?
-Bit tabii
-Ne kadar da önemsedin kendini...
-Önemsiz miyim?
-Şu an evet...
-Eeee ne sorguluyosun o halde, evet oyumu bu kez onlara verdim... rahatladın mı? Sen de git bi kanal turu yap rahatlarsın...
-Oysa ben seni zaplamayı düşünüyorum, yani kanalını değiştirmeyi...
-Ehhh ne halin varsa gör o halde... senden daha 3 tane daha var bende... Dert değil... Boş ol boş ol boş ol...
-Anamın evine gidiyorum.
-Çocuklarını da al git... 3’ünü de...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




