13 Mayıs 2009 Çarşamba

“Style” got the blues!


Elalem gitmiş aya, biz hala gideriz yaya yaya...

Dun arkadaslarimla sohbetteyken “neden ama neden?” dedik, sorduk; “neden akimlar hep ingiltere’den şurdan burdan gelir de, onlar hep oncu olur, biz takipci?”

Nedeni herhalde bizde insanlarin “benzemeyi” sevmesi! Yok mu, var tabii cok kendine has tarzi olan mustesnalar... var ama az... stil sahibi olmak oyle bir sey ki ne bunu ozellikle yaparsin, ne de bunu avaz avaz bagirirsin.

Bakın tarziyla beni koparan yari cinli kadin Alexa Chung’a, ne demis: "stil ikonu olmanin pek bir anlami yok, hatta ikon olarak gorulmek oldukca bunaltici bir durum."

Herkese kendi tarzina kavusmayi diliyorum. Yoksa pek çok “young fashion victim”lar yetismeye devam edecek bu ulkede.

3 yorum:

Deniz dedi ki...

aynen!.. Çık Bebek'e, Nişantaşı'na aynısından onlarca tip.
Bİ de utanmadan geçen gün Nişantaşı gençleri şey demiş gazetede:"Bizim mahalleden olmayanı hemen saçından başından tanırız." Tanırsınız tabii copy paste'ler sizi...

Tibet'in annesi dedi ki...

ben Bağdat Caddesi'ne ilk gittiğimde çok şaşırmıştım. ilk defa bir fabrikadan çıkmış misali aynı tipi birarada görmüştüm. İnsanlar yavaş yavaş kendileri gibi olmaya başladılar gibi geliyor bana, sanki yeni nesil daha kendine özgü gibi. göreceğiz bakalım :)

nuriye dedi ki...

Maalesef insanlar kendi tarzlarini bulmak yerine baskalarinda gorup begendiklerine ozeniyorlar, oysa baskalarinda begendikleri o seyler kendilerinde iyi duruyor mu bunu umursamiyorlar bile... Herkesin kendi tarzini bulmalarini diliyorum ben de:)