28 Nisan 2011 Perşembe

Sezercik...

Aklı olan dinler. adam gibi sessizce... Ama yok. Napacaksın ki sakalı yok… Ne ipuçları yakalayıp, sinyaller çakıyor, ama anlayana. Deli muamelesi görüyor çoğu zaman. “Her şeyi bilen” o oysa. Bilgeliğin ta kendisi. Her sorunun cevabı var da, ona hiç sormuyoruz ki. Çünkü böyle bir gücün içimizde bir yerde oluşu inanılmaz geliyor. Göz bir yere kadar görüyor, kulak bir frekansın üstünü duyamıyor. Algılarımızın bunlarla sınırlı kaldığını düşünmekle düşüyoruz en büyük gaflete. Üçüncü göz dediğin, altıncı his dediğin hep var da çağırmasını bilene. Özel bir güç de değil üstelik, insanda standart. Ama kontak anahtarını çevirene. Durup bir bakın arada, birinden kıllandığınızda, bir yerde huzursuz olduğunuzda, ara ara karşınıza çıkan işaretlerde hep bize özel mesajlar yanıp sönüyor. Sadece biz görelim diye, kişisel. Gerisi bize kalmış, ya dolduruşlarla geçecek, dolmuşlara binecek şu kısa ömür, ya o en saf yanımıza sığınarak, sezgilerimizle el ele...

“Beşer, sezermiş de bilmezmiş.” Bütün hikaye bu işte... 

2 yorum:

Tibetin annesi dedi ki...

evet. ben de susmasını bilemedim... bak öyle olunca alıyorsun ağzının payını :P birden aklıma hamileyken kapalı kapılar ardında aldığım ağız payı aklıma geldi bak şimdi, niyeyse...
neyse... ben kontak anahtarını kaybettim, bulamıyorum :(

Deniz dedi ki...

çok güzel yazıyorsun canım....