1 Temmuz 2009 Çarşamba

I'm not a barbie girl!



Barbie'yi ilk kez aldım elime, ufff dedim, ne guzel uzerindekiler, saclari ne kadar yumusak ve sari. bacaklari da amma duzgunmus, hele su sevgilisi Ken yok mu, o da bir ayrı. Ucgen vucudu, her daim gulumseyen gozleri, kendiden emin durusu...

Mukemmellik olmazsa olmaz... Kusur asla kabul edilemez. Yoksa nasil mutlu olunur ki? Ken'in sakali uzamaz, Barbie regl olmaz, seluliti cikmaz, işten sıkılmaz. Bebek sahibi olur, gogusleri sarkmaz.

Asla sıkılmayacağım derdim bu mutluluk oyunundan.
Partiye giderler, eğlenirler, Barbilerin en guzeli Ken'le evlenir, balayına gidip aşk yaparlardı... Sonraları uzunca bir sure kopan kellelerini, yıpranmış giysilerini sakladim yatagimin altinda. Gecenlerde cikartip baktim tek tek yuzlerine, şimdi oldukca boş bakisli ve yetersiz gorunduler gozume.

Kızım olursa Barbie'yle Ken vermeyecegim eline. Guzelligi ve mutlulugu kaliplara sikistirip yasamasin diye...

Cici Barbie bebekler ve onlara benzemeye calisan etten kemikten kızlar erkekler, kargalar kovalasin emi hepinizi :)



Bu da konunun fon muzigi...

3 yorum:

Tibet'in annesi dedi ki...

vallahi çok haklısın şekerim. hepimiz bir kalıbın içine girmeye çalışıyoruz, aslında sınırlarımızın ne kadar geniş olduğunu görmeden, farketmeden...

Deniz dedi ki...

aynen! Barbie bebeklerle oynamasını istemiyorum yavrukuşumun. Ama tabii kendisi naapar bilmem, zorla aldırır mı, arkadaşlarından özenir mi?

nuriye dedi ki...

Gercekten de o cok guzel olmalarina ragmen bana da hicbir zaman gercek bebek gibi gelmediler. Dedigin gibi guzel ama bir o kadar da soguklar. Nisantasi'nda gordugum kadinlar gibi:)) ayni kaliptan cikmis gibiler...